17 Mayıs 2026 tarihinde, Hatay’da meydana gelen trajik bir olay sonrasında, Karadeniz Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler öğrencisi İlayda Zorlu’nun ölümünün üzerinden bir ay geçti. İlayda’nın hayatını kaybetmesi, öğrenci arkadaşları tarafından yapılan bir basın toplantısında yeniden gündeme getirildi. Bu toplantıda, Zorlu’nun ölümüne yol açan ve onu hedef gösteren şahısların yargılanması gerektiği ifade edildi.
Açıklamada, “İlayda Zorlu, babası tarafından fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalmış, zorla eve kapatılmış ve süreç içerisinde telefonuna el konulmuştur” şeklinde iddialara yer verildi. Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde 17 Nisan 2026 tarihinde yaşanan olayda, İlayda Zorlu’nun, babası Bekir Zorlu’nun silahından çıkan kurşunla hayatını kaybettiği belirtildi. Henüz 19 yaşında olan Zorlu, üniversite eğitimine devam etmekteydi.
Açıklamada, “İlayda Zorlu, ailesinin evine gitmeden önce vize haftasında bu süre zarfında, babası tarafından gerçek dışı iddialarla hedef gösterilmiştir. Polis olan babası, Emniyet tarafından aranmış ve ‘Kızınız 8 Martlara katılıyor, yakında dağa da çıkacak’ gibi provokatif beyanlarda bulunulmuştur” denildi.
Toplantıda, İlayda’nın hayatına son vermeden önce yaşadığı baskı ve şiddet dolu süreç ile ilgili detaylara da yer verildi. Öğrenciler, İlayda’nın telefonuna ulaşabildiği zamanlarda arkadaşlarına attığı mesajları kanıt olarak sundu. Bu mesajlar, Zorlu’nun zorla evde tutulduğuna dair deliller içeriyor.
Öğrenci arkadaşları, İlayda’nın ardından CİMER aracılığıyla şikayette bulunmuş, dosya kapsamında yurt ve okul arkadaşlarının ifadeleri alınmaya başlamıştır. Hatay Barosu ile başsavcılık arasında yapılan görüşmelerde, dosyada şüpheli şahıs olmadığına dair bilgi edinilmiştir. Ancak, İlayda’nın babası Bekir Zorlu’nun polis olması nedeniyle soruşturmanın jandarma tarafından yürütüldüğü bildirildi.
Toplantıda yapılan açıklamada, “İlayda Zorlu’nun ölümü hakkında sosyal medyada ve kamuoyunda ‘kaza’ ya da ‘intihar’ olarak bahsedilmektedir. Ancak soruşturma devam ettiği için İlayda’nın intihar edip etmediği ya da aile bireyleri tarafından mı öldürüldüğü henüz netlik kazanmış değil. Ancak her durumda, bu durum bir politik cinayet niteliği taşımaktadır” şeklinde vurgulandı. İlayda’nın yasal olarak katıldığı 8 Mart etkinlikleri nedeniyle hedef gösterildiği, bu arama ve tehditlerin de hiçbir yasal dayanağının olmadığı ifade edildi.
Sonuç olarak, İlayda Zorlu’nun trajik ölümü, toplumsal bir sorunu ve aile içindeki şiddeti gözler önüne seren bir vaka olarak değerlendiriliyor. Öğrenciler, yaşanan bu olayın aydınlatılması ve sorumluların hesap vermesi için mücadele edeceklerini belirtti.
