Türkiye, Anneler Günü’nü kutlarken, kadınlar her gün 146 milyon saatlik ücretsiz bakım işine katkıda bulunuyor. Bu hizmetlerin çoğunluğu, hane içindeki bakım yükünün yüzde 86’sını üstlenen kadınlar tarafından gerçekleştirilmekte. Ancak, devlet bu yüksek istihdam potansiyeline rağmen bakım hizmetlerine yeterince yatırım yapmıyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde düzenlenen, Türkiye Ekonomi Kurumu’nun 2. ilkbahar toplantısında bu konular ele alındı. “Mor Ekonomi” başlıklı panelde İTÜ İşletme Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. İpek İlkkaracan, Ankara Üniversitesi SBF İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emel Memiş ve İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Melda Yaman, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile bakım hizmetleri arasındaki ilişkiyi tartıştılar.
Prof. İlkkaracan, 2008-2009 dönemine atıfta bulunarak, kapsayıcı yatırımların önemini vurguladı. O dönemde makroekonomik politikaların istihdamı önceliklendirdiğini belirten İlkkaracan, “Kreşleri ve kadınların iş gücüne katılımını önceleyemiyoruz” yaklaşımının yanlış olduğunu ifade etti. Bakım hizmetlerinin ekonomik büyüme için kritik bir alan olduğunu savunan İlkkaracan, “Bu yatırımlar aslında birer tüketim değil, sosyal ve ekonomik altyapıya yapılan yatırımlardır. Türkiye’nin erken çocukluk dönemi bakım ve eğitim hizmetlerinde OECD ortalamasını yakalaması için GSYİH’nin yüzde 1.2’si kadar harcama yapılması gerekiyor. Bu harcama, işsizlik oranını düşürmek ve istihdamı artırmak açısından inşaat sektörünün üç katı kadar etki yaratacak” dedi.
Doç. Dr. Memiş, yaşlı ve çocuk bakımı için kamusal hizmetlerin güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, piyasadaki hizmetlerin de belirli mesleki standartlara kavuşturulması gerektiğini vurguladı. Öğr. Üyesi Melda Yaman, mevcut ekonomik yapının işleyişini şu şekilde açıkladı: “Kapitalist sistem, üretim için bir emek gücüne ihtiyaç duyar. Ancak bu emek gücünün sürdürülebilmesi için aile yapısının da desteklenmesi gerekir. Bu bağlamda, bakım süreçleri ve kreşler, sadece feminist bir söylem olmaktan çıkarak, toplumsal yeniden üretim açısından kritik bir öneme sahip hale geliyor.”
Bu toplantılar, bakım hizmetlerine ilişkin farkındalığı artırarak, kadınların görünmeyen emeğinin önemini bir kez daha ortaya koydu. Bakım hizmetlerine yönelik yapılan yatırımlar, hem ekonomik büyüme hem de toplumsal cinsiyet eşitliği açısından büyük bir fırsat sunuyor.